Lades

İzlediğim en kötü oyundu desem haksızlık etmiş olmam. Oyunu Bambu Sahne’de izledik. Sahne küçüktü, koltuklar arası yükseklik azdı ve sahne de aşağıda olduğundan görüş alanı kısıtlanıyordu. Önümde biri oturmadığından ben böyle bir sorun yaşamadım.

“Birbirlerini öldürmek için Lades tutuşan bir çiftin maceralarına hazır mısınız?
Sınıfsal farklılıklar ve ekonomik kaygılardan bunalan bir çift çıkış yolunu eve misafir davet etmekle buluyor.
Peki hangi eve? Kimi? Ve sonrası?

Bu kara komedi güldürüyle oldukça keyifli anlar hissedeceksiniz…”

Oyunun açıklama yazısı bu şekildeydi. İlgi çekici olabileceğini düşünmüştük ancak konu iyi işlenememişti. Diyaloglar zayıftı. Çiftin birbirini öldürme yöntemleri yaratıcı değildi. Misafirliğe gelen çift üzerinde yaratılan gerilim güldürüyle ele alınmaya çalışılmış fakat pek başarılı olunamamıştı. Sınıfsal farklılıklar ve ekonomik kaygılar oyuna yedirilememişti. Oyunla ilgili en güzel şey tek perde olması ve kısa sürmesiydi diyebilirim.

Can Bonomo ve Film on Stage

Son zamanlarda gittiğim ve çokça keyif aldığım iki konser. Birinci dönemin başında Can Bonomo’nun bir konser videosunu görüp üç şarkısını bilmeme rağmen konserine gitsem çok eğlenirim diye düşünmüştüm. Düşündüğüm gibi de oldu. Şubatta son çıkan Kara Konular albümü -ki benim dinlediğim ilk albümü oldu- oldukça hoşuma gitti. Konser çok eğlenceliydi. Can Bonomo sahnedeki enerjisiyle herkesi kendine hayran bıraktı. Oradan oraya zıplıyor, dans ediyor ve en az bizim kadar eğleniyordu. Bazı şarkılarda sözleri unutsa da -hatta Dönelim deyince bu kadar büyük tepki beklemediğinden şarkının ikinci verseünü söylemeyi tamamen unuttu- durumu tatlı bir şekilde idare etti. İlk Can Bonomo konserimdi ve son olmayacağını söyleyebilirim.

Musa Göçmen şefliğindeki film müzikleri konseri çok keyifliydi. Game of Thrones’la başlayan gösteride orkestraya dansçılar ve bazı müziklerde solistler eşlik ediyordu. Titanik ve Kadın Kokusu ilk yarıdaki favorilerimden oldu. İkinci yarı başlangıcında Musa Göçmen’i sahneye başında bir çuvalla James Bond tarafından kurtarılmayı bekleyen bir tutsak olarak çıkartmaları hoştu. İkinci yarıda açık ara farkla en beğendiğim dans/müzik The Godfather oldu. Baletlerin zarafeti ve dövüş sahnelerinin dansa yedirilmesi çok güzeldi. Pulp Fiction, Eye of Tiger, The Massage, Karayip Korsanları, Pembe Panter, Batman, Joker, Gladyatör, Cesur Yürek -elbet unuttuklarım da olmuştur- ve en son da Çöpçüler Kralı çalarak final yapan oldukça eğlendiğimiz bir gösteriydi.